21 Mart 2008 Cuma

Kanatlarım yok ama uçabilirim


Düşünmeden yazıyorum. Okunma, beğenilme, ilgi çekme beklentisi olmadan... Okunmaması için yazıyorum belki de. Duygularımı, düşünme filtresinden geçirmeden aktarıyorum. Bir nevi, günlük yazıyorum.


Bir endişe ortaya çıkmıştı. Herşeyin iyi ve istediğim gibi olmasından kaynaklanıyordu. Doğal bir denge vardı; hiç bir zaman herşey yolunda olamaz. Neyse ki bu durumun geçici olduğunu, kötü geçen matematik sınavımla anladım. Akabinde birkaç istenmedik olay daha yaşayacağım ve tekrar düzene girmiş olacak herşey. Zaten üzülmezsek, mutluluğun kıymeti anlaşılır mı_?


Evet, sevgili durak biraz günlük niyetine kullanacağım seni. Kafamda bazı çıkarımlar ve onların birkaç misli de soru oluştu.


Öncelikle kendime kendime aldığım kararları uygulamaya çalıştım son bir iki haftada. Bazıları gerçekten çok zormuş. Konuştuğun kişilere, onlar hakkındaki gerçek duygu ve düşüncelerini söylemek yerine, karşılaşmak istedikleri yalancı kişinin maskesi takmak beni epey yoruyor ama korkarım ki devam etmek zorundayım. Bir de hoşgörü meselesi var tabi. İnsanların düşüncelerine saygı göstermem ve onları anlamam gerektiği kanısına vardım. Çoğu zaman yararı oluyor bana ama bu da gerçekten zor bir davranış.


Dedim ya son haftalarda herşey istediğim gibi oldu diye, buna bir de insan ilişkilerini katmam gerek. Birden insanlarla yakınlaşmaya, daha samimi olmaya başladım. Yeni kişilerle ve aslında tanımadığımı anladıklarımla tanıştım, kaynaştım. Tanıdığımı sandığım insanlarla konuştum, paylaştım. Konuştukça anlaştım, anlaştıkça yakınlaştım ve maskemi sıyırmaya başladım.


Bunlar yaptığım çıkarımlardı ve göreceğin gibi kafama takılan sorular yanında çok önemsiz kalacaklar. Mesela kafamı sürekli meşgul eden şeylerden biri olan mutluluk hakkında bir şeyler anlatayım.


Anlamıyorum, neden kimse mutlu olduğu gerçeğini kabul etmiyor. "Hayır, ben mutlu değilim. Başıma hep kötü şeyler geliyor, hayatta istediğim hiçbir şey istedğim gibi olmıyor, kimse beni anlamıyor" klasik salak insan sözleri... Hayır sen mutlusun. Hatta o kadar mutlusun ki bunun farkına varamıyorsun, ta ki elinden alınana kadar. Düşünsene bir, dünyadaki kaç insan senin yerinde olabilmek ister ve bu istek için ne kadar çalışmaları gerekir. Oysa sen doğuştan bu özelliklere ve ayrıcalıklara sahipsindir. "Ama ben farklıyım herkes gibi değilim", hayır, o kadar çok herkes gibi herkessin ki bundan kurtulma çabalarına giriyorsun. Neden bazı şeyleri oluruna bırakmıyorsunuz, zamanın akıp gitmekten başka özellikleri de var, düzeltmek gibi. Küçük şeylerle mutlu olamamakla kalmıyoruz, büyük olaylardan bile mutsuzluklar çıkartabiliyoruz.


Bazıları da hemen yanlarında duran mutluluğa uzanmak yerine, aynadan onun silik bi yansımasını izleyeme dalıyor. Bu kişiler neden mutlu olacakları günü bekleyerek, onun kendisine geleceğini umarak, mutluluğa arkalarını dönerler_?

Ah... o kadar nankörüz ki...


Bunlar sadece mutluluk hakkında kafama takılanlar. Dahası da var;

Neden hiçbir şeyin yolunda olmadığına, herşeyin kötüye gittiğine kendimizi bu kadar inandırıyoruz_?

Neden ileriyi düşünerek anı mahvediyoruz_?

Neden ufak şeyleri büyütüp kendimize yoktan yere dertler üretiyoruz_?

Neden gülünecek halimize ağlıyoruz_?

Neden kendimizi diğerlerinden üstün, dertlerimizi çözülmez görüyoruz_?


Bunlar aklımdaki bazı sorular. Asıl önemli olan ise insanlar arasındaki ilginç yaşantılar. Sürekli birbirimize yaranmak, karşısındaki mutlu etmek ya da iyi gözükmek gibi amaçlar güdüyoruz. Neden kim olduğumuz gibi değil de olmamız gerekenmiş gibi davranıyoruz. Bunun temelinde anlayış eksikliğimiz yatıyor. Sadece kendimiz gibi olanları yanımızda tutarken bize asıl yarar sağlayacak olan farklı düşünceleri kendimizden uzaklaştırıyoruz.

Neden hayata bir başkasının gözünden de bakmayı istemeyecek kadar benciliz_?

Neden durak, neden bunları yapıyoruz_?

Daha da önemlisi neden kendimizi düzeltmek istemiyoruz_?


Trende gelirken aklımı kurcalayan şeyleri seninle paylaştıkça daha iyi düşünebilmeye başladım.

Ne güzelmiş düşünmeden, tasarlamadan, içinden geldiği gibi yazmak....

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Nihai olarak zafer ölümün olacaktır, çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz olmuştur.Schopenhauer.

Adsız dedi ki...

1)"İnsanlarla yakınlaşmaya, samimi olmaya vs. başladım"
OOO kimmiş bu şanslı kız!?:D
2)"Neden ileriyi düşünerek anı mahvediyoruz"
Vodafone Anı Yaşa!
Not:Ben Janberk